Siz yada Sen! Biz yada Ben!
Siz derken belki senden bahsediyordur, yıldızlar. Biz derken de hepimizin benliği işte, gökyüzünde yıldızlar.
Başla Okumaya...
Sözcükler dilin ucuna kadar sokulur da yürek yağmur yüklü bulutlar gibi içindekileri taşıyamaz olunca yazma vakti gelmiş demektir. Yani artık yazmaktan başka çare kalmamıştır. Çaresiz kalınmıştır. Tertemiz sayfaların hokkada olgunlaşan mürekkeplerle kirlenme ve şereflenme zamanı gelmiştir artık.
22 Mayıs 2010 Cumartesi
http://nukleer.greenpeace.org baglantisindaki Nükleerle yaşamaya hazır mısın? konusuna bakin
çıkış yapmak Nükleerle yaşamaya hazır mısın?
21 Mayıs 2010 Cuma
Dost
Çıktık.. çıktık.. hay Allah manyetolu çakmakta tekliyorsa artık… Ben şimdi sigarama can veremeyecek miyim? Eee… Nasıl yanacak bu? Offf… Bak mürekkepte bitmek üzere. Nerede yeni aldığım hokka ve mürekkep? Ohh bir şişe şarap orada duruyor. Buz gibi hala. Eski bir şarap bu. Çok özledim alkolü. Mutfağa gideyim. Orada kibrit olacaktı. Lanet olasıca gazı bitmiş bu çakmağın. Gazda olacaktı. Acaba nereye koydum? Sıkıldım. Sürekli aramalar peşindeyim. Havada kararıyor. Bir an önce kandili de gazla doldurayım. Ahh! Çakmak gazı burada. Hadi bakalım gel buraya. Oww. Dondurdu parmağımı. Aklıma ne geldi yine. Eskiden mahallede top oynarken hiç unutmam. Ayağım burkulmuştu. Arkadaşım evden annesinin deodorantını getirip burkulan yere sıkmıştı. Onlarda televizyon vardı. Trt’de maç izlerken görmüş. Faydalı oldu olmasına da, mahallede nedense o gün sakatlıklar arttı. Eh güzel İstanbul! Terk ettim seni. Şimdi bu mecra da yaşamak senden daha zor. Bak elektrik bile yok. Elektrik dedim de aklıma geldi. Nerede bu lambanın gazı? Az sonra kararacak hava. Neyse ben bir sigara yakayım. Ahh pislik çakmak seni silmeyi unuttum. Neyse kısa bir acı. Yemek hazırlamadan önce bir güzel sobama tezek alayım bahçeden. Bu gece de soğuk geçeceğe benziyor. Bu gece dün geceye benzemiyor ki. Burada yılın 10 ayı soğuk var. Güneş yine hiç görünmeden kaybolmaya başlıyor. Olsun. Bir gün bulutlar çekilir, önünden. Şimdi çıkayım bahçeye. O da ne? Tezek kalmamış. Off ! nereden bulacağım şimdi. Hadi bakalım düş yollara… Neyse ki sigaram var. Acaba nereden bulacağım. Muhtara sorarım. Onda vardır. Sağ olsun kırmaz beni. Ne kadar uzun zaman oldu? Kaç aydır buradayım? Amaaan bunları düşünmenin zamanı değil. Ben yoluma devam edeyim. Offf düşünmeden gerçektende 4 saniye geçmiyor.
Tamamdır. Sobamı da ateşledim. Şimdi biraz yazayım. Her şey tamam bir eksik göremiyorum. Pardon dostum bir bardak su verir misin? Ne dostu?
Tamamdır. Sobamı da ateşledim. Şimdi biraz yazayım. Her şey tamam bir eksik göremiyorum. Pardon dostum bir bardak su verir misin? Ne dostu?
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Aşık olmak..
Aşık olmak garip bir şeydir. İnsanı kenetler hayata. Hayal kurmana sebep olur. Ölümden daha güzel gelir insana.
İstiyor insan. Bir şeyler çekiyor onu. Anlatılmayacak hisler. En derinlere kadar iner aşk sinsice ve sakin. Asla engel olamazsın. Parmak arası takunyaların, parmak aralarını yara yapması gibi, hafif ve tatlı tatlı kaşıntı yapar gibi… Sonra o yaralar gelişir. Gelişen yaralar garip yapar insanı. Her adım atışında onun acısını hissedersin. Onun verdiği kaşıntıyı her fırsatta kaşımak istersin. Aşkta böyle bir şeydir işte. Gün geçtikçe, göremediğin her saniye boyunca büyür içinde. Tatlı ve hafif hisler uyandırır içinde. İster istemez paranoya eder. Onu düşünürsün. O yanında yokken, her saniyede acı hissedersin. Ona dokunamamak, her duyduğun romantik parçada daha çok kafa yormak. Her aşk filminde onunla kendini görmek. Her ağladığında onu istemek. Omzuna başını yaslayıp hıçkıra hıçkıra çocuk gibi ağlamak. Aşıksın sen. Başka alternatifin yok. Her fırsatta onu görmek. O tatlı hisleri biraz daha pudra şekeri ile süsler gibi… Tenine dokunursun. Ellerin gider. Sende kala kalırsın bir anda. Gözlerinde ki o mükemmel parıltı belirir. Aşıksın sen. Yapabileceğinin en iyisi ona sahip çıkmak olsun.
İstiyor insan. Bir şeyler çekiyor onu. Anlatılmayacak hisler. En derinlere kadar iner aşk sinsice ve sakin. Asla engel olamazsın. Parmak arası takunyaların, parmak aralarını yara yapması gibi, hafif ve tatlı tatlı kaşıntı yapar gibi… Sonra o yaralar gelişir. Gelişen yaralar garip yapar insanı. Her adım atışında onun acısını hissedersin. Onun verdiği kaşıntıyı her fırsatta kaşımak istersin. Aşkta böyle bir şeydir işte. Gün geçtikçe, göremediğin her saniye boyunca büyür içinde. Tatlı ve hafif hisler uyandırır içinde. İster istemez paranoya eder. Onu düşünürsün. O yanında yokken, her saniyede acı hissedersin. Ona dokunamamak, her duyduğun romantik parçada daha çok kafa yormak. Her aşk filminde onunla kendini görmek. Her ağladığında onu istemek. Omzuna başını yaslayıp hıçkıra hıçkıra çocuk gibi ağlamak. Aşıksın sen. Başka alternatifin yok. Her fırsatta onu görmek. O tatlı hisleri biraz daha pudra şekeri ile süsler gibi… Tenine dokunursun. Ellerin gider. Sende kala kalırsın bir anda. Gözlerinde ki o mükemmel parıltı belirir. Aşıksın sen. Yapabileceğinin en iyisi ona sahip çıkmak olsun.
8 Mayıs 2010 Cumartesi
Özledim Sanırım...
Ben hiç büyümedim. Hala oyuncak arabalarım var. Onları birbirine çarptırıp "dıkşş" diyebiliyorum. Halı üzerindeki desenleri yolmuş gibi kullanıp, uzun yola gidiyorum. Benzinleri bitiyor, babamın eski tavlasının pullarını para gibi kullanıp benzin alıyorum. Dönüp dolaşıp hala aynı yerlerde bir başka şehre gelmenin mutluluğu ile kendimi sevindiriyorum. Hatta çoğu zaman içi pamuk dolu oyuncaklarımı yollarda kamyonumun kasasına alıp onlarla sohbet ediyorum. Bazen televizyonda reklamlarda çalan müzikleri kısa kısa ezberleyip, yolda onları okuyorum. Bakkala gittiğimde sanki yanımda annem yada babam varmış gibi çikolata yada şeker istiyorum. Bakkal amca dakikalarca beni bekliyor. Sonra babama sigara alıyormuş gibi tütünümü istiyorum. Sonra bakkaldan aldığım şekerimi açmak için sabırsızlanıyorum. Çoğu zaman açıyorum. Beni gören kızlar bana gülseler bile… Topitop almanın mutluluğu ile eve gidiyorum. Bir anda kapıya gelip zile uzanıyorum. Sanki zil çok uzaktaymış gibi gelse de cebimde ki anahtarı çıkarıyorum. İçeriye girdiğim andan itibaren çizgi film izlemek istesem de bulamıyorum. Siyasi yayınlar, kadın programları, izdivaçlar… Sıkıyor bunlar beni. Aklıma tekrar oyuncaklarım geliyor. Oyuncak sepetimi ters çevirip, dökemiyorum. Annem onları büyümüşüm diye odama koymuş. Hepsi bir sırada dizili. Sanki ben komutanım, onlarda benim demirbaş asker ve teçhizatım. Çok özledim geçmişi… Her özlem hissi duyduğumda yanında olduklarım. Bana bir fırsat verin ben 100 cm boylarında, kısa donlu, burnu akan, canı yandığında avazı çıktığı kadar bağıran, istediği olmadığında hüngür hüngür ağlayan, çok salakça şeylere kahkaha atan bir çocuk olmak istiyorum. Yoksa çok mu şey istiyorum?
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Bir Kadına Yaklaşırken...
Kadın mantıklıysa;
Mantığın ile yaklaşacaksın. Onun sorduğu sorulara felsefi cevaplar vererek. Ona ilgi göstermeyeceksin. Onun sorularına ilgili davranacaksın. Onu asla küçük düşürmeyeceksin. Gerektiğinde imalı konuşacaksın. Mantığının yanlış işlediğini yüzüne vurmayacaksın. Sen onun düşüncelerini hep doğru bulacaksın. Kalbini kıracaksın ama mantığını asla! O zaman mantığı seni kavrar.
Kadın duygusalsa;
Duygularınla yaklaşacaksın. Onun kalbini kavrayıp ruhunu okşayacaksın. Onunla sürekli ilgileneceksin. O sana soru sorduğunda duygusal cevaplar vereceksin. Ona değil kırıcı bir laf söylemeyi, imalı sözleri bile kullanmayacaksın. Duygularını güzel bir akşam yemeği yada hediyeler ile süsleyeceksin. Sürekli romantik olup güzel aşk sözleri dile getireceksin. Duygularını anlatırken can kulağıyla dinleyip düşünüp duygularını işleyeceksin. Kalbini kırmayıp, canını sıkıcı hareketler yapmayacaksın. Mantığından hiç bahsetmeyeceksin. Seni sürekli aramasını beklemeyeceksin. Sende onu arayacaksın. Ağzından çıkanları önce duyguların duyacak. O zaman onun kalbinin prensi olursun.
AMA ASLA BİR KADINA MANTIĞIN VE DUYGULARINI HARMANLAYIP ONA YAKLAŞMAYACAKSIN. EĞER ÖYLE DAVRANIRSAN; KARŞINDA Kİ KADIN ŞASE YAPAR VE TÜM DEVRELERİ YANAR!!!
Mantığın ile yaklaşacaksın. Onun sorduğu sorulara felsefi cevaplar vererek. Ona ilgi göstermeyeceksin. Onun sorularına ilgili davranacaksın. Onu asla küçük düşürmeyeceksin. Gerektiğinde imalı konuşacaksın. Mantığının yanlış işlediğini yüzüne vurmayacaksın. Sen onun düşüncelerini hep doğru bulacaksın. Kalbini kıracaksın ama mantığını asla! O zaman mantığı seni kavrar.
Kadın duygusalsa;
Duygularınla yaklaşacaksın. Onun kalbini kavrayıp ruhunu okşayacaksın. Onunla sürekli ilgileneceksin. O sana soru sorduğunda duygusal cevaplar vereceksin. Ona değil kırıcı bir laf söylemeyi, imalı sözleri bile kullanmayacaksın. Duygularını güzel bir akşam yemeği yada hediyeler ile süsleyeceksin. Sürekli romantik olup güzel aşk sözleri dile getireceksin. Duygularını anlatırken can kulağıyla dinleyip düşünüp duygularını işleyeceksin. Kalbini kırmayıp, canını sıkıcı hareketler yapmayacaksın. Mantığından hiç bahsetmeyeceksin. Seni sürekli aramasını beklemeyeceksin. Sende onu arayacaksın. Ağzından çıkanları önce duyguların duyacak. O zaman onun kalbinin prensi olursun.
AMA ASLA BİR KADINA MANTIĞIN VE DUYGULARINI HARMANLAYIP ONA YAKLAŞMAYACAKSIN. EĞER ÖYLE DAVRANIRSAN; KARŞINDA Kİ KADIN ŞASE YAPAR VE TÜM DEVRELERİ YANAR!!!
Sizce...?
Şans diye başlıyorum....
Şans portakalda vitamindin baban yedi....
Şans milyonlarca sperm arasında birinci geldin ve Rahim'e yerleştin....
Şans özürlü yada özürsüz dünyaya geldin....
Şans hayata artık kendin bakıyorsun aklın yerinde yada değil....
Şans annenden süt içip yata kalka büyümeye başladın....
Şans ilkokula başladın ve ilk sıra arkadaşınıda tanıdın....
Şans karnen iyi yada kötü eline geçti....
Şans tipin var yada yok....
Şans artık bir kız yada erkek arkadaşın oldu....
Şans lise istediğin yer oldu yada olmadı....
Şans arkadaşların iyi yada kötü....
Şans öğretmenlerin seni sevdi yada sevmedi....
Şans hayatının aşkını buldun yada bulamadın....
Şans üniversiteyi kazandın yada kazanamadın....
Şans hayata diğer arkadaşlarından önce atıldın....
Şans artık sende bir yerlerde çalışıyorsun yada üniversite için hazırlanıyorsun....
Şans üniversite istediğin bölüm oldu yada olmadı....
Şans üniversitede bitti sonunda yada sorumlu olduğun derslerin kaldı....
Şans kendi kriterlerine göre iş buldun....
Şans erkeklere askerlik yolunu gösterdi....
Şans iyi bir yere düştün yada düşmedin.....
Şans şehit oldun yada olmadın....
Şans teskereyi aldın....
Şans askerlik dönüşü aynı yerde yada başka yerde işe devam....
Şans artık evlenceksin yada bekarlık sultanlık felsefen var....
Şans iyi yada kötü bir eş ve ailesi....
Şans baba yada anne oldun....
Şans çocukların iyi bir evlat yada kötü bir evlat oldular....
Şans emekli olmayı gördün yada göremedin....
Şans çocukların senin şansını yakalayabildimi acaba....?
Şans dede, anane yada babaanne oldu....
Şans torun yolu gözlüyorsun....
Şans azrailin yaklaştığını hissetmeye başladın yada hala genç olduğunu düşünüyorsun..
Şans kalp krizi, kanser vs. rahatsızlıklarından yada ecelinden öldün....
ŞANS mı? yoksa Gerçek mi?
Şans portakalda vitamindin baban yedi....
Şans milyonlarca sperm arasında birinci geldin ve Rahim'e yerleştin....
Şans özürlü yada özürsüz dünyaya geldin....
Şans hayata artık kendin bakıyorsun aklın yerinde yada değil....
Şans annenden süt içip yata kalka büyümeye başladın....
Şans ilkokula başladın ve ilk sıra arkadaşınıda tanıdın....
Şans karnen iyi yada kötü eline geçti....
Şans tipin var yada yok....
Şans artık bir kız yada erkek arkadaşın oldu....
Şans lise istediğin yer oldu yada olmadı....
Şans arkadaşların iyi yada kötü....
Şans öğretmenlerin seni sevdi yada sevmedi....
Şans hayatının aşkını buldun yada bulamadın....
Şans üniversiteyi kazandın yada kazanamadın....
Şans hayata diğer arkadaşlarından önce atıldın....
Şans artık sende bir yerlerde çalışıyorsun yada üniversite için hazırlanıyorsun....
Şans üniversite istediğin bölüm oldu yada olmadı....
Şans üniversitede bitti sonunda yada sorumlu olduğun derslerin kaldı....
Şans kendi kriterlerine göre iş buldun....
Şans erkeklere askerlik yolunu gösterdi....
Şans iyi bir yere düştün yada düşmedin.....
Şans şehit oldun yada olmadın....
Şans teskereyi aldın....
Şans askerlik dönüşü aynı yerde yada başka yerde işe devam....
Şans artık evlenceksin yada bekarlık sultanlık felsefen var....
Şans iyi yada kötü bir eş ve ailesi....
Şans baba yada anne oldun....
Şans çocukların iyi bir evlat yada kötü bir evlat oldular....
Şans emekli olmayı gördün yada göremedin....
Şans çocukların senin şansını yakalayabildimi acaba....?
Şans dede, anane yada babaanne oldu....
Şans torun yolu gözlüyorsun....
Şans azrailin yaklaştığını hissetmeye başladın yada hala genç olduğunu düşünüyorsun..
Şans kalp krizi, kanser vs. rahatsızlıklarından yada ecelinden öldün....
ŞANS mı? yoksa Gerçek mi?
Yaşayabilmek
Dünü düşünme, artık çok geç.
Dünü düşünmek sana kasvet verir.
Içini tüketirsin.
Düşüncelerin kendinden çıkar, yarına umut edemezsin.
Umutsuzluk, ölümdür.
An’ı yaşa, daha yaşaman gereken an’lar var.
Dediğim gibi an’ı yaşa,
Düşünme, korkma...
Deli cesaretin olsun ama deli olma.
Deli olursan kandırılırsın ve feyz almazsın.
Cesaretin olursa, heryerde ona sahip çıkamazsın.
Başına dert alır, yaşayamazsın.
Gençlik ateşin bir mumun yatsıya kadar yanması gibi söner.
Sen tadını çıkarmalısın.
Yarını düşünme, henüz çok erken.
Çünkü sabah için yaşam garantin yok!
Dünü düşünmek sana kasvet verir.
Içini tüketirsin.
Düşüncelerin kendinden çıkar, yarına umut edemezsin.
Umutsuzluk, ölümdür.
An’ı yaşa, daha yaşaman gereken an’lar var.
Dediğim gibi an’ı yaşa,
Düşünme, korkma...
Deli cesaretin olsun ama deli olma.
Deli olursan kandırılırsın ve feyz almazsın.
Cesaretin olursa, heryerde ona sahip çıkamazsın.
Başına dert alır, yaşayamazsın.
Gençlik ateşin bir mumun yatsıya kadar yanması gibi söner.
Sen tadını çıkarmalısın.
Yarını düşünme, henüz çok erken.
Çünkü sabah için yaşam garantin yok!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)