Giriş Sayfam Yap Siz yada Sen! Biz yada Ben!: Yalnızlık

Başla Okumaya...

Sözcükler dilin ucuna kadar sokulur da yürek yağmur yüklü bulutlar gibi içindekileri taşıyamaz olunca yazma vakti gelmiş demektir. Yani artık yazmaktan başka çare kalmamıştır. Çaresiz kalınmıştır. Tertemiz sayfaların hokkada olgunlaşan mürekkeplerle kirlenme ve şereflenme zamanı gelmiştir artık.


1 Mayıs 2010 Cumartesi

Yalnızlık

Zamanın akıp gittiği, saniyelerin tükenmek bilmediği, kilometrelerin uzadığı bir yolculuk daha bitti! Yine o köhne kasabanın, zamanında milat gibi ömürler yaşatan o evinden içeri girdim. Bakıyorum da gerçekten sobaya atacak odun bile kalmamış. Duvarlar somon somon üzerime gelirken, camda ki rengarenk açan çiçekler su diye haykırıyorlar. Önce üzerimde ağırlık olan benliğimi sobaya tıkıştırıyorum ısınmak için. Mutfağa geçiyorum, bulduğum bir plastik şişeye su doldururken sigaramı yakıyorum. Elimde olan su şişesi ile odaya dönerek çiçekleri suluyorum. Salona çıktım yine. Yukarı doğru giden merdivenlerde adım adım ilerlerken geldiğim noktaya çıkışım geliyor birden aklıma… En eski, sanki yüzyıllar öncesinde ki odamdayım. Bakıyorum da gençliğimin hezeyan olduğu yıllar. Bir bilgisayarım ve yatağımdan başka boş şişeler vardı. Hatıra işte düşünüp gülüp geçiyorum. Şimdi ise boş bir oda… Yerlerdeki tahtaları kurtlar kemirmiş. Ahşap penceresinden içeri giren yağmur damlaları çürütmüş camın önündeki tahtaları. Asılı perde yıllar öncesi bıraktığım yeşil perde. Kimse dokunmamış, hala sigara kokusu var üzerinde. Yere oturduğumda fark ediyorum da yalnızlık başımda bir lanet. O benim kutsal varlığım!

Hiç yorum yok: