Siz derken belki senden bahsediyordur, yıldızlar. Biz derken de hepimizin benliği işte, gökyüzünde yıldızlar.
Başla Okumaya...
Sözcükler dilin ucuna kadar sokulur da yürek yağmur yüklü bulutlar gibi içindekileri taşıyamaz olunca yazma vakti gelmiş demektir. Yani artık yazmaktan başka çare kalmamıştır. Çaresiz kalınmıştır. Tertemiz sayfaların hokkada olgunlaşan mürekkeplerle kirlenme ve şereflenme zamanı gelmiştir artık.
22 Mayıs 2010 Cumartesi
http://nukleer.greenpeace.org baglantisindaki Nükleerle yaşamaya hazır mısın? konusuna bakin
21 Mayıs 2010 Cuma
Dost
Tamamdır. Sobamı da ateşledim. Şimdi biraz yazayım. Her şey tamam bir eksik göremiyorum. Pardon dostum bir bardak su verir misin? Ne dostu?
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Aşık olmak..
İstiyor insan. Bir şeyler çekiyor onu. Anlatılmayacak hisler. En derinlere kadar iner aşk sinsice ve sakin. Asla engel olamazsın. Parmak arası takunyaların, parmak aralarını yara yapması gibi, hafif ve tatlı tatlı kaşıntı yapar gibi… Sonra o yaralar gelişir. Gelişen yaralar garip yapar insanı. Her adım atışında onun acısını hissedersin. Onun verdiği kaşıntıyı her fırsatta kaşımak istersin. Aşkta böyle bir şeydir işte. Gün geçtikçe, göremediğin her saniye boyunca büyür içinde. Tatlı ve hafif hisler uyandırır içinde. İster istemez paranoya eder. Onu düşünürsün. O yanında yokken, her saniyede acı hissedersin. Ona dokunamamak, her duyduğun romantik parçada daha çok kafa yormak. Her aşk filminde onunla kendini görmek. Her ağladığında onu istemek. Omzuna başını yaslayıp hıçkıra hıçkıra çocuk gibi ağlamak. Aşıksın sen. Başka alternatifin yok. Her fırsatta onu görmek. O tatlı hisleri biraz daha pudra şekeri ile süsler gibi… Tenine dokunursun. Ellerin gider. Sende kala kalırsın bir anda. Gözlerinde ki o mükemmel parıltı belirir. Aşıksın sen. Yapabileceğinin en iyisi ona sahip çıkmak olsun.
8 Mayıs 2010 Cumartesi
Özledim Sanırım...
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Bir Kadına Yaklaşırken...
Mantığın ile yaklaşacaksın. Onun sorduğu sorulara felsefi cevaplar vererek. Ona ilgi göstermeyeceksin. Onun sorularına ilgili davranacaksın. Onu asla küçük düşürmeyeceksin. Gerektiğinde imalı konuşacaksın. Mantığının yanlış işlediğini yüzüne vurmayacaksın. Sen onun düşüncelerini hep doğru bulacaksın. Kalbini kıracaksın ama mantığını asla! O zaman mantığı seni kavrar.
Kadın duygusalsa;
Duygularınla yaklaşacaksın. Onun kalbini kavrayıp ruhunu okşayacaksın. Onunla sürekli ilgileneceksin. O sana soru sorduğunda duygusal cevaplar vereceksin. Ona değil kırıcı bir laf söylemeyi, imalı sözleri bile kullanmayacaksın. Duygularını güzel bir akşam yemeği yada hediyeler ile süsleyeceksin. Sürekli romantik olup güzel aşk sözleri dile getireceksin. Duygularını anlatırken can kulağıyla dinleyip düşünüp duygularını işleyeceksin. Kalbini kırmayıp, canını sıkıcı hareketler yapmayacaksın. Mantığından hiç bahsetmeyeceksin. Seni sürekli aramasını beklemeyeceksin. Sende onu arayacaksın. Ağzından çıkanları önce duyguların duyacak. O zaman onun kalbinin prensi olursun.
AMA ASLA BİR KADINA MANTIĞIN VE DUYGULARINI HARMANLAYIP ONA YAKLAŞMAYACAKSIN. EĞER ÖYLE DAVRANIRSAN; KARŞINDA Kİ KADIN ŞASE YAPAR VE TÜM DEVRELERİ YANAR!!!
Sizce...?
Şans portakalda vitamindin baban yedi....
Şans milyonlarca sperm arasında birinci geldin ve Rahim'e yerleştin....
Şans özürlü yada özürsüz dünyaya geldin....
Şans hayata artık kendin bakıyorsun aklın yerinde yada değil....
Şans annenden süt içip yata kalka büyümeye başladın....
Şans ilkokula başladın ve ilk sıra arkadaşınıda tanıdın....
Şans karnen iyi yada kötü eline geçti....
Şans tipin var yada yok....
Şans artık bir kız yada erkek arkadaşın oldu....
Şans lise istediğin yer oldu yada olmadı....
Şans arkadaşların iyi yada kötü....
Şans öğretmenlerin seni sevdi yada sevmedi....
Şans hayatının aşkını buldun yada bulamadın....
Şans üniversiteyi kazandın yada kazanamadın....
Şans hayata diğer arkadaşlarından önce atıldın....
Şans artık sende bir yerlerde çalışıyorsun yada üniversite için hazırlanıyorsun....
Şans üniversite istediğin bölüm oldu yada olmadı....
Şans üniversitede bitti sonunda yada sorumlu olduğun derslerin kaldı....
Şans kendi kriterlerine göre iş buldun....
Şans erkeklere askerlik yolunu gösterdi....
Şans iyi bir yere düştün yada düşmedin.....
Şans şehit oldun yada olmadın....
Şans teskereyi aldın....
Şans askerlik dönüşü aynı yerde yada başka yerde işe devam....
Şans artık evlenceksin yada bekarlık sultanlık felsefen var....
Şans iyi yada kötü bir eş ve ailesi....
Şans baba yada anne oldun....
Şans çocukların iyi bir evlat yada kötü bir evlat oldular....
Şans emekli olmayı gördün yada göremedin....
Şans çocukların senin şansını yakalayabildimi acaba....?
Şans dede, anane yada babaanne oldu....
Şans torun yolu gözlüyorsun....
Şans azrailin yaklaştığını hissetmeye başladın yada hala genç olduğunu düşünüyorsun..
Şans kalp krizi, kanser vs. rahatsızlıklarından yada ecelinden öldün....
ŞANS mı? yoksa Gerçek mi?
Yaşayabilmek
Dünü düşünmek sana kasvet verir.
Içini tüketirsin.
Düşüncelerin kendinden çıkar, yarına umut edemezsin.
Umutsuzluk, ölümdür.
An’ı yaşa, daha yaşaman gereken an’lar var.
Dediğim gibi an’ı yaşa,
Düşünme, korkma...
Deli cesaretin olsun ama deli olma.
Deli olursan kandırılırsın ve feyz almazsın.
Cesaretin olursa, heryerde ona sahip çıkamazsın.
Başına dert alır, yaşayamazsın.
Gençlik ateşin bir mumun yatsıya kadar yanması gibi söner.
Sen tadını çıkarmalısın.
Yarını düşünme, henüz çok erken.
Çünkü sabah için yaşam garantin yok!
Yaklaşmaz
yelkovan dakikalara yaklaşır
zaman sükunete yaklaşır
gelecek geçmişe yaklaşır
insan kadere yaklaşır
kader kısmete yaklaşır
kısmet zamana yaklaşır
zaman ecele yaklaşır
beyaz siyaha yaklaşır
siyah gözlere yaklaşır
gözler gözlere yaklaşır
gözler umuda yaklaşır
hoşnutluk sevgiye yaklaşır
sevgi kalbe yaklaşır
kalp çarpıntılara yaklaşır
çarpıntılar aşka yaklaşır
geçmiş bugüne yaklaşır
ecel yarınıma yaklaşır
umudum sevgine yaklaşır
sevgin aşkıma yaklaşmaz
Sen misin? yoksa Değil misin?
2 Mayıs 2010 Pazar
Sessiz ve Sensiz
göz kapaklarım kısılıyor göz bebeklerim büyüyor
her gördüğüme her seni tanıyana seni soruyorum
garip bir hüzün çöküyor sensiz içime
susuzluğumda suya hasretim ya
parasızlığımda da sana hasret kalıyorum
birşeyleri meşkale ediyorum
heryerde kokunu arıyorum
bazen sen kokan ellerimi yaklaştırıyorum koklamak için
sevdalarım canlanıyor anılarım canlanıyor
herkesten gizli bir şekilde buluşmalarımız geliyor aklıma
seni o kadar derin çekiyordum ki içime hasrettim sana
herşeyin büyüsü bozuldu biliyormusun
artık seninle olduğumu herkes biliyor
her köşe başında bir anımız var
ama hiç tadı yok o anıların
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Sizde Yaklaşın
bazen hayat erken alıyor sevdiklerimizi ellerimizden. o büyülü 2 kelimeyi söylemeye fırsat bırakmıyor işte.... özlüyorsunuz ama susmak zorunda kalıyorsunuz....
seni seviyorum seni öyle bir seviyorum ki buna sen değil düşünürken bende inanamıyorum..
çekip gitmiştin hani ellerimi soğukla kavuşturup.. yüzüne ilk baktığımda etmediğin hakaret kalmamıştı yaşadıklarımıza dair... bana en ağır.... en ağır laflarını söylemiştinde ben yanındayken son olarak bittimi soylediklerin demiştim.. nasılda fütursuz kalmıştım karşında nasılda sana bakarken ağladığımı görmemiştin. gözlerim susuyordu belki de ama kalbim... kalbim can çekişiyordu sen bana ağzına geleni söylerken... susuyordum sensizliğe susuyordum ama sen karşımda bensizliğe bıktığını dile getiriyodun.... yanından giderken yollar bir daralıp bir genişliyordu ellerim bir terliyor bir kuruyordu... ama sen bilmedin bu gerçekleri... sana armağan ettiklerimi bir çöp gibi atmışsın bir kenara sokakta buldum o masum hediyeleri... çok kırıldım parçalandım o güzel sevgin gibi... sen beni hiç sevmemişsin sen bana hiç değer vermemişsin en önemlisi sen beni hiç bilememişsin..
şimdi gidiyorum bak bende her giden gibi.... her ardından ne bir el ne bir kol sallanmayan gidenler gibi.... susuyacam aşkına, sevgine ama görmeyeceksin belkide hatırlamayacaksın ama geçmişine dönüp bakmaya fırsat bulduğun o soğuk ıssız yorgan altında belki güleceksin yaşadıklarımıza belkide için için ağlıyacaksın yıllar sonra
Şişe Mutlu
Vur kadehi birbirine
Üstadına artistlik yapma
Senin boğazın onun şişe götüne
Durmak yok…
Koma olacaksın
Alkolü karıştırıp
Kusacaksın
Ama durmayacaksın
Her bitirdiğin şişenin dibine bakacaksın
Her gördüğün son mutlu olacaksın
Bu da bitti yaşasın diyeceksin
Ama hiç unutamazsın
Kendimden biliyorum…
Yok

gidenler şayet kalbinde derin bir iz bırakmışsa...geri dönüşü olmuyorsa..ayrılık zindandır...
hayat bir gardiyan..
sen zindanlarda çürürsün
kalbindeki yara ile yaşamak istemezsin..
ama mecbursun buna
yaşayacaksın
onsuz bir hayata alışacaksın
kalbine taş basacaksın arkadaş
onsuzluğun acısnı taşın soğukluğuna bırakacaksın
artık o yok..artık senin herşeyin dünyaları verseler değişmeyeceğin yarının yok...
Silgi
kader denilen varlık başıma bela
yeter artık nefret ettim
dokunuyor hayallerim
gözlerimde derman kalmadı
artık yok yanımda kimse
aşk meşk beş para etmez oldu gözümde
kalmadı kimseye yer kalbimde
mutsuz sonlar içimi acıtır oldu
her sonda gözlerim yaşa boğuldu
nerde şimdi nerde gençlik serüveni
kalbimi alan çekti gitti
nefretimsin aşk dönme geri
asıl içimdeki vazgeçilmez bir sevgi
olmadı kimse tutmadı elimden
bu yaşımda vazgeçtim aşk senden
anadolunun tozlu yollarında
elimde bitmeyen bir sigara da
sen geçerken buralarda
unuttum aşk adını kafamda
sözlerimde varlık aramam artık
kulaklarımda sözlerin yok kalmadı
yeter oldu gözlerim acılarla kanadı
ayrılırken elime tutuşturduğun bir kağıt
aldı seni benden kalbim harab oldu
şimdi geceleri nasıl uyuyacak bedenim
ruhumda kalmadı senin ebediyetin
bak saat gece yarısını buldu oda geçiyor
her gelip geçen gönlümden aşkı siliyor
YANLIZ KALABALIKLARDA BEN....
Ne bıkmıştım nede sıkılmıştım
Yazdığın mektuplar anlatırlardı
Sana olan sevgimi bana
Gülerdim belkide ağlancak halime
Zaman olurmuydu acaba derdime çare
Düşünüyorum da şimdi....
Pandomim olmuşum...
Bu kalabalık dünya yanlızlığımla aşikar
Anlam veremiyorken duygularım harflere
Gülmeli miyim?
Ağlamalımıyım halime?
Emin Mutluluk
Özür Dilemek
Özür dilerken dudakların titrer.
Vazgeçilemezler vardır,
Sigara gibi, nefes almak gibi…
Ellerin uyuşur konuşurken,
Kelimeler düğüm düğüm olur boğazında…
Bak şarkılarda bile geçer yalnızlık.
Trip atmaların, sessiz cevapların,
Kısa yoldan başından geçiştirmelerin,
Çok iyi birisin senden özür dilerim!!!
Seni Beklemek
Gözlerim buğulu bakıyor hayata
Çayımın dumanı tütemez olmuş soğuktan
Bu sessiz pazar sabahında
Seni ararken gözlerim takılıyor karşı kaldırıma
Camımın önüne soğuktan üşümüş serçeler konuyor
Farkediyorum kanatlarının donduğunu ama
Sana ulaşamadığım gibi ulaşamıyorum onlarada
Sonra acı bir sirenle irkiliyor yüreğim
Doluyor gözlerim bu boş ve anlamsız geçen dakikalarda
Birden ayağa kalkıyorum seni görüyorum
Ama anlıyorum çok geçmeden hayal olduğunu
Acınasır bir hale gelmişim onu farkediyorum
Ellerim buzlu camlara dokunmaktan çatlamış
Parmaklarımın rengi gitmiş
Yine güzel kokun geliyor burnuma
Çektikçe çekiyorum ciğerlerime
Fakat bir süre sonra sen gibi kokunda tükeniyor odamda
Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkıyorum
Aynaya baktığımda kendimi tanıyamıyorum
Saçlarım beyazlaşmış sakallarım uzamış
Diyorum kendi kendime bu ben olamam
Ama aynada yansıyanın ben olduğum gerçeğini yalanlayamıyorum
Tarihe bakıyorum ve ardından anlıyorum
Bugün birinci yılı olmuş sensizliğimin
Sonra cama koşuyorum birden
Kar saçlarımdaki beyazlar gibi kırçıllaştırmış şehri
Korkuyorum yaşımın acizliği düşüyor üzerime
Tahmin etmek için yaşımı hüvviyetime bakıyorum
Hesaplıyorum......
30 gösteriyor yıllar
Yaşamın tadını almaya çalışıyor bedenim
Kalbim izin vermiyor sensiz yaşamaya
Kocaman geçen yıllar küçülüyor gözlerimde
Bana ilk seni seviyorum deyişin geliyor aklıma
İlk defa elimi tutmanın verdiği sıcaklık geliyor ellerime
Ama çatlakların verdiği acı siliyor sıcaklığı
Doğum günün geliyor aklıma benden bir gün sonra olan zaman
Kendi doğum günlerim ölüm günüm gibi acı vermeye başlıyor
Gitme kal diyemediğim o saniyeleri yaşar gibi oluyorum
Ama şimdi neden gittiğini biliyorum
Klasik aşk hikayelerinden kaçtığımı bilirsin
Dertlerin her zaman farklı olduğunu sen öğrettin
Saniyelerle yaşam arasında ki farkıda sen gösterdin
Bir tek şeyi öğretemedin sen bana
SENİ NASIL UNUTACAĞIM!!!
İnsanlara doğru söyledim, kovuldum. Dürüst oldum, kovuldum.
Yalnızlık
Zamanın akıp gittiği, saniyelerin tükenmek bilmediği, kilometrelerin uzadığı bir yolculuk daha bitti! Yine o köhne kasabanın, zamanında milat gibi ömürler yaşatan o evinden içeri girdim. Bakıyorum da gerçekten sobaya atacak odun bile kalmamış. Duvarlar somon somon üzerime gelirken, camda ki rengarenk açan çiçekler su diye haykırıyorlar. Önce üzerimde ağırlık olan benliğimi sobaya tıkıştırıyorum ısınmak için. Mutfağa geçiyorum, bulduğum bir plastik şişeye su doldururken sigaramı yakıyorum. Elimde olan su şişesi ile odaya dönerek çiçekleri suluyorum. Salona çıktım yine. Yukarı doğru giden merdivenlerde adım adım ilerlerken geldiğim noktaya çıkışım geliyor birden aklıma… En eski, sanki yüzyıllar öncesinde ki odamdayım. Bakıyorum da gençliğimin hezeyan olduğu yıllar. Bir bilgisayarım ve yatağımdan başka boş şişeler vardı. Hatıra işte düşünüp gülüp geçiyorum. Şimdi ise boş bir oda… Yerlerdeki tahtaları kurtlar kemirmiş. Ahşap penceresinden içeri giren yağmur damlaları çürütmüş camın önündeki tahtaları. Asılı perde yıllar öncesi bıraktığım yeşil perde. Kimse dokunmamış, hala sigara kokusu var üzerinde. Yere oturduğumda fark ediyorum da yalnızlık başımda bir lanet. O benim kutsal varlığım!